VERİMLİ ÖĞRENME-2

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü(OECD)’nün son verilerine göre Türkiye nüfusunun yaklaşık %40’ı (okuma/yazma, okuduğunu anlama, basit matematik /sayı bilgisi, basit problem çözme gibi) temel  yeteneklere  sahip değilmiş maalesef. Güncel nüfusumuzun yaklaşık 83 milyon olduğu düşünülünce  %40 yaklaşık 33 milyon insanımıza karşılık geliyor. (Bu 33 milyon insanımız bu yazıyı okusa da muhtemelen bir şey anlamayacak.)

Konumuz verimli öğrenme ve oranlar ortada duruyor.  Peki siz bu %40’ın içinde mi yer alacaksınız ya da okuduğunu anlayan, düşünen, sorgulayabilen, zihinsel olarak gelişmiş bir insan mı olacaksınız? Ben şahsen, sizin bu 33 milyona dahil olmamanızı dilerim.

İnsanın en büyük sermayesi beyni ve öğrenme kabiliyetidir. İnsan beyni kullanıldıkça gelişen bir yapıya sahiptir. Öğrendikçe gelişir, geliştikçe de daha büyük işler başarabilecek potansiyele ulaşırız. Sizin durumunuz ne? Yavaş öğrenenlerden mi olduğunuzu düşünüyorsunuz? Eğer 2-3 yaşlarındayken böyle değildiyseniz, ne oldu da bu hale geldiniz? Belki hayat sizi çok yormuştur. Bir zamanlar çok hızlı öğrenebiliyor, kolayca ilerleyebiliyordunuz. Zihinsel güçlerinize, odaklanma kabiliyetinize ne oldu? Zihinsel  paslarımızı silip, iyi öğreniciler haline nasıl tekrar ulaşabiliriz? Odaklanma  kabiliyetimizi nasıl artırabiliriz?

Öncelikle, öğrenme verimini artırmak, odaklanma kabiliyetimizi geliştirmek üzerine daha çok düşünelim. Aklımızla neyi çok düşünürsek, aklımız ona doğru genişler. Eskiden insanlar daha çok TV izlerlerdi, şimdi ise daha çok akıllı telefon , tablet, bilgisayar vb. kullanır duruma geldiler. Birkaç dakikalık videolara ya da dakikada onlarca görseli hızlıca taramaya alışınca , odaklanma süreniz kısalmış ve odağınız dağılmış olabilir.

Gelişmesini, büyümesini istediğimiz ne varsa ona hayatımızda daha çok yer açmalıyız. Önemli olanın gelişmesi, büyümesi için önemsiz olanları elemeliyiz. Seçici olalım. Belirli bir zamanda-günde 45 dk. yeterli diye düşünenlerdenim- sosyal medyada işimizi halledelim ve çıkalım. Haftada iki ya da üç gün sosyal medya diyeti yapalım. Seçtiğimiz iki-üç gün sosyal medyayı mümkünse hiç kullanmayalım.

Kendimize, dinlenmeye, düşünmeye, öğrenmeye, egzersize, pratiğe zaman ayıralım. Aslında herkes bir yönüyle öğrencidir. Çünkü ömür boyu öğrenmeye devam edebiliriz. Bir öğrenci için ideal ders çalışma süresinin 45dk. ders+5dk. tekrar+10 dk. mola olduğu söylenir. Üç defa peş peşe 45 dk. lık seanslar şeklinde çalıştıktan sonra üçüncü molayı 30 dk. yapabilirsiniz. Molalar vererek çalışmak verimliliğimizi artırır. Molalar vererek çalışalım. Bir oturuşta üç-dört saat çalışmayalım. Çalışmanın başlangıcındaki ve bitişindeki bilgileri daha iyi hatırladığımızdan, mola vererek çalışmamız öğrenme ve hatırlama verimimizi artıracaktır.

Ya hocam, benim dikkat zaten dağınık ben 45 dk. lık seanslar şeklinde çalışamam’ diyenler olabilir. O zaman size önerim, ’dikkat eşiğinizi’ ölçerek işe başlamanızdır. Dikkat eşiğini nasıl ölçebiliriz? Şöyle ki, sevdiğiniz bir kitabı ya da size okuması kolay gelen bir kitabı elinize alın ve okumaya başlayın. Dikkatimiz  yoğunlaşır ve dağılır. 3-4 dakikada bir dikkatimizin dağılması normaldir. Dikkatiniz dağıldıktan sonra fark ettiğiniz anda hemen kendinizi oraya geri getirin ve okumaya devam edin. Eğer okumaya başladıktan sonra 2-3 saniyelik kısa gidiş gelişler dışında 20-30 saniye ve üzeri bir süre aklınızın dalıp başka yerlere gittiğini fark ettiyseniz kronometreyi durdurun. Kaç dakika okuyabildiniz?15-20-25 dakika, daha fazla ya da daha az… Moral bozmaya gerek yok. Kaç dakika boyunca okuyabildiyseniz üzerine 5 dk. ilave edin ve çalışma sürenizi ona göre düzenleyin. Süreye alıştıkça üzerine 5 dk. daha ilave etmeye devam edin. Her gün küçük ama düzenli gayretlerinizle birkaç hafta içinde 45 dk. boyunca konsantre bir şekilde okuyabildiğinizi fark edeceksiniz.

Çalışmaya başlamayı kolaylaştırmak için mümkün olabildiğince hep aynı saatlerde  aynı mekânda çalışın. Çalıştığımız ortamın iyi havalandırılmış, sıcaklığı 20-25 santigrat derece civarında, sessiz, yeterli ve doğru aydınlatmaya sahip olmasına özen gösterelim. Çalışırken farklı renklerde kalemler ve kağıtlar kullanmak öğrenme verimini artırıyor. Konuya karşı merakınızı kışkırtmak için kendinize sorular sorun. Bu konunun neresi önemli? Konu başlıklarını soruya çevirin. Bu konu da ilginç ya da farklı olan ne var? Günlük hayatla öğrendiklerimiz arasında ilişki kuralım. Konuyu, komik, saçma, kanlı-canlı, abartılı, sıra dışı hale getirelim.                                                                                                                                       Not alırken her şeyi yazmayalım. En önemli noktaları, anahtar kelimeleri özetleyelim. Eğer öğrenmeye çalıştığımız konu kitapta 20 sayfada anlatılmışsa en fazla 2-3 sayfada konuyu özetlemeliyiz. Beslenmemize, uyku düzenimize, içtiğimiz su miktarına (2-2,5 litre), egzersiz yapmaya dikkat edelim. Sağlığımızı olumlu etkileyen her şey, öğrenme verimini de olumlu etkiler. Neşeli olmak insana iyi gelir. İlla ki dışarıda bir şeyler olması gerekmiyor. Kendi içimizde de mutlu olmanın yollarını bulabiliriz. Bir daha ki yazımızda buluşuncaya dek, kendinize çok çok iyi bakın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ferhat Dağdelen - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İnternet Manşet Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İnternet Manşet hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İnternet Manşet editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İnternet Manşet değil haberi geçen ajanstır.